İSTANBUL (AA) – Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, öğrencilerin teknik eğitimde gelişen teknolojiyi takip etmeleri, eğitim süreçlerine katkı sağlamaları için araç ve ekipman desteğine devam ediyor. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, teknik eğitime destek vermek amacıyla 19 ilde, 20 okula 20 araç teslim etti. Açıklamada görüşlerine yer verilen Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye AŞ Genel Müdürü ve Üst Yöneticisi (CEO) Orhan Özer, mesleki teknik eğitim kalitesinin geliştirilmesi amacıyla araç ve ekipman desteğini ulusal çapta yapılan bir faaliyete dönüştürdüklerini belirtti. Ana sorumluluk alanı “üretim” olan bir şirket olarak, bu konuda mesleki teknik eğitimlere her zaman destek verdiklerini ifade eden Özer, “Mesleki teknik eğitim kalitesini artırmaya ve öğrencilerimizin yeni teknolojiyi tanıyıp, daha iyi şartlarda uygulamalı eğitim almaları için verdiğimiz destek bundan sonra da devam edecek” değerlendirmesinde bulundu. Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Mehmet Ali Yalçın, eğitime yapmış olduğu katkılardan dolayı Toyota Otomotiv Sanayi yönetici ve çalışanlarına teşekkürlerini ileterek, “Bu zamana kadar Otomotiv Mühendisliği Lisans Programı’nın hazırlanması, öğrencilerimize staj imkanının sağlanması, araç-gereç tedariki ve teknik gezi gibi konularda desteğini esirgemeyen Toyota Otomotiv Sanayi’nin, eğitim-öğretim faaliyetlerine katkılarının bundan sonra da artarak devam edeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı. Öğrencilerin yeni teknoloji ekipmanlar ile pratik eğitim yaparak, bilgi ve becerilerini artırmaları ve bu yolla teknik mesleki eğitimin kalitesinin gelişmesini amaçlayan bu faaliyetlerin üçüncü ayağı 2016 yılında gerçekleşecek. Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’nin bugüne kadar yaptığı teknik eğitime katkı, 100’ün üzerinde araç, 1000’e yakın motor ve şanzımandan oluşuyor. Şirket, sosyal sorumluluk anlayışı ve topluma katkı faaliyetleri çerçevesinde uygulamalı teknik eğitimin kalitesinin artmasına katkı konusunda verdiği desteği daha sonraki yıllarda da sürdüreceğini bildirdi. Kaynak: AA
1.667 katılımcı en yeni ürünlerini sergileme fırsatı buldu. Fuar toplam 14 Salonda, 40.516 metrekarelik bir alanda düzenlendi. Türkiye’nin ticaret ve finans merkezi İstanbul, bir kez daha otomotiv sektörünün odak noktası haline geldi. Bölgenin en kapsamlı otomotiv sektörü fuarı Automechanika İstanbul, 9-12 Nisan 2015 tarihlerinde İstanbul’da TÜYAP Fuar Merkezi’nde gerçekleşti. Fuar, bu yıl rekor rakamlara ulaşarak Frankfurt ve Shanghai’dan sonra otomotiv sektörünün üçüncü en büyük fuarı olarak konumunu pekiştirdi. 41 ülkeden 1.667 katılımcı, 40.516 metrekarelik bir alanda (2014: 34.791 metrekare) 14 salonda yeniliklerini sergiledi. Dünyanın dört bir yanından fuara bireysel katılım gösteren şirketlerin yanı sıra, Fas’tan Çin’e kadar 17 tane ülke pavilyonunda ülkeler kendi bölgelerinin ürünlerini tanıttı. Fuar hakkında görüşlerini ifade eden Hannover Fairs Turkey Genel Müdürü Alexander Kühnel şunları paylaştı: “Automechanika İstanbul, yerel ve uluslararası katılımcılar için bir buluşma noktası olmaya devam ediyor. Her yıl üreticilere, yatırımcılara ve alıcılara yüz yüze görüşme şansı sunuyor. Bu yıl, fuar yine yeni ve umut verici distribütörlük anlaşmalarının imzalandığı ve mevcut ve potansiyel müşterilerin, teknoloji alanındaki yenilikleri öğrendiği bir yer oldu. Fuar, yeni ithalat ve ihracat fırsatları sundu ve aynı zamanda işlerini genişletmek isteyenler için önemli bir uluslararası platform görevi gördü.” Automechanika İstanbul 2015 birçok yeniliği de beraberinde getirdi. Tüm fuar, ürün gruplarına göre yeniden yapılandırıldı ve Yağlar, Lastikler, Aküler ve Kamyon-Çekici Uzmanlığı gibi çeşitli yeni bölümler eklendi. Katılımcılar inovasyonlarını Yedek Parça & Aksamlar, Elektrik & Elektronik Sistemler, Aksesuarlar & Tuning, Tamir & Bakım, IT & Yönetim ve Servis İstasyonları & Araç Yıkama olmak üzere toplamda altı farklı kategoride sergileme fırsatı yakaladı. Ayrıca birçok hizmet ziyaretçiler için daha iyi hale getirildi. Navigasyon kolaylığı için gelişmiş bir aplikasyon sunuldu, bekleme süresini en aza indirmek için geliştirilmiş bir ziyaretçi kayıt sistemi kullanıldı ve fuar kılavuzlarında ziyaretçiler için aktiviteler hakkında daha kolay bir bilgilendirme sistemi geliştirildi. Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler, fuara büyük ilgi gösterdi. Fuar dört gün boyunca 46.382 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı ve Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin desteğiyle, Bosna Hersek, Bulgaristan, İsrail, Kırgızistan, Moldova, Pakistan ve Tunus’tan alım heyetleri de fuara geldi ve yeni iş ilişkileri geliştirdi. Fuarla ilgili fikirlerini belirten Messe Frankfurt İstanbul Genel Müdürü Tayfun Yardım; “Automechanika İstanbul, bir kez daha tüm otomotiv sektöründeki önemli yeniliklerin sergilendiği uluslararası bir platform olduğunu kanıtladı ve Türk otomotiv sektöründeki öncü konumunu güçlendirdi. Böyle profesyonel ve uluslararası bir fuar düzenlemekten gurur duyuyoruz ve katılımcıların yüksek memnuniyeti de fuarın konsepti ve tanıtımı için yapılan yatırımların doğru olduğunu bize gösteriyor,” dedi. Sektörün birçok tanınmış kurumunun bu fuara destek vermesi, Automechanika İstanbul’un güvenilirliğini bir kez daha kanıtladı. Bu kurumlardan bazıları şunlar: AASA – Satış Sonrası Otomotiv Tedarikçileri Derneği, APRA – Otomotiv Parçaları Yeniden İmalatçıları Derneği, ASA – Otomobil Servis Ekipmanları Üretici ve İthalatçıları Derneği (Almanya), EGEA – Avrupa Garaj Ekipmanları Birliği (Belçika), HDMA – Ağır İş Aracı Üreticileri Birliği, MEMA – Motor Ekipmanları Üreticileri Birliği, OAC – Denizaşırı Otomotiv Konseyi, TAYSAD – Türkiye Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği, OYPG – Türkiye Otomotiv Yenileme Pazarı Geliştirme Derneği, ZDK – Almanya Alman Motor Endüstrisi ve Tamir Federasyonu, TOBB – Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, KOSGEB – Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı. Kaynak: http://www.haberler.com/automechanika-istanbul-2015-buyuk-bir-basariyla-7197269-haberi/
Volvo Cars, ABD’de yeni fabrika kuruyor. Yatırım 500 milyon doları bulacak. Volvo Cars, ABD pazarına yönelik uzun vadeli planlarına uygun olarak, 500 milyon Dolar tutarında yeni bir üretim tesisi yatırımı gerçekleştireceğini duyurdu. ABD’de kurulacak olan yeni tesis, Volvo Cars’ın, gerçek bir küresel otomobil üreticisi olma iddiasını destekliyor. Şirket, yeni fabrikanın kurulabileceği potansiyel yerlerin kısa listesini ve detayları bildirirken, yatırımın boyutlarının daha sonra ileri bir tarihte açıklayacağını duyurdu. Bu yeni yatırım, Volvo Cars’ın artık üç kıtada da endüstriyel ayak izi olan, küresel bir otomobil üreticisi olduğunu gösteriyor. Şirketin hâlihazırda Avrupa ’da iki, Çin’de iki fabrikası bulunuyor. Bu yeni fabrika, Ocak ayında duyurulan Americas bölgesinin bir bölümü olacak. Bu gelişme, Volvo Cars’ın 2010 yılından beri devam eden dönüşüm planının bir parçasını oluşturuyor. Bu dönüşüm planı içerisinde; küresel bir ayak izi oluşturmak, gelecek dört yıl içerisinde tüm Volvo ürün gamını yenilemek, modüler bir araç teknolojisi sunmak, dünyada bir ilk olan yeni güvenlik teknolojileri geliştirmek, yeni bir tasarım dili oluşturmak ve sınıfının lideri Connectivity servisleri sunmak yer alıyor. Volvo Cars CEO’su ve Başkanı Hakan Såmuelsson, “ Bugün konuştuğumuz konu gerçek olmadan, yani endüstriyel olarak ABD’de var olmadan, gerçek anlamda bir küresel otomobil üreticisi olduğumuzu iddia edemezdik” diyor. “ABD’de var olmamız küresel boyuttaki dönüşümümüzün en önemli parçasını oluşturuyor, bugün yaptığımız açıklama ile Volvo’nun ABD pazarında kalıcı olduğunu kesinleştiriyoruz” Volvo Cars 1955’ten beri ABD’de faaliyet gösteriyor. Bu yatırım kararı, Volvo’nun ABD pazarında varlığının uzun vadeli olduğunun bir göstergesi. Yeni tesis ayrıca, Volvo’nun ABD pazarı için belirlediği orta vadeli yıllık 100.000 adet otomobillik satış hedeflerini yakalayacağını ve hatta aşacağını gösteriyor. Bu yatırım, “sipariş üzerine üretim” uygulamasının ABD pazarına sunulmasını ve hızlanmasınıda sağlarken, döviz farkı etkisinin de azaltılmasına yardımcı olacak. Volvo ABD Yetkili Satıcı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Chip Gengrasi, “ABD’deki Volvo yetkili satıcıları olarak bu açıklamadan oldukça memnun olduk” diyor. “Bu yatırım, Volvo’nun ABD pazarı için planlarının uzun vadeli olduğunu gösteriyor” Yeni fabrika, yeni iş imkânları yaratırken, çalışanlar ve aileleri için sosyal güvenlik imkânları da sunacak. Otomobil fabrikalarının bulundukları bölgede ekonomik gelişmeyi artırdığı ve bulundukları çevreye ekonomik çarpan etkisi yarattıkları biliniyor. Bu fabrika da yer alacağı eyalete ekonomik olarak önemli katkılar sağlayacak. Volvo’nun ABD’de yeniden var oluşu, Çin’deki ve Batı Avrupa’daki güçlü büyümesiyle birlikte hayata geçiyor. Volvo üç kıtada satışlarını artırma planıyla birlikte orta vadeli satış ve karlılık hedeflerini yakalayacağı yönünde daha güçlü bir geleceğe doğru emin adımlarla ilerliyor. Ferrari’nin Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtımını gerçekleştirdiği, sınıfının en üstün performans özelliklerine sahip 8 silindirli yeni modeli 488 GTB, 2015’in ikinci yarısından itibaren Avrupa ile birlikte Türkiye ’de de yollara çıkmaya hazırlanıyor. Ferrari’nin Türkiye distribütörü Fer Mastarafından satışa sunulan Ferrari 488 GTB devrim niteliğindeki V8 motoruyla dikkat çekerken, gücü, tepki süreleri ve çevikliğiyle pist araçlarının performansını yollara taşıyarak benzersin bir sürüş deneyimini garanti ediyor. Ferrari 488 GTB modeliyle ilgili bilgi veren Fer Mas Şirket Müdürü Sinan Saip Bel, “Ferrari’nin yarışçı ruhunu her yönüyle yansıtan 488 GTB, lansmanından itibaren yoğun bir talep görüyor. Araca Türkiye’deki müşterilerimiz de büyük ilgi gösterdi. Fer Mas olarak 2015 için ilk etapta 5 adet araç kotamız var ve bunların tamamı için ön satış anlaşması yapmış durumdayız. İlave kota için görüşmelerimiz de sürüyor. 488 GTB’yi 523.475 Euro’dan başlayan bir fiyatla satışa sunuyoruz. Araçların teslimatına yaz aylarından itibaren başlanacak ve biz de üretim programı doğrultusunda yılsonuna kadar müşterilerimize teslimatları yapacağız.” dedi. Sınıfında en yüksek performans Ferrari 488 GTB’nin yeni 3.9 litrelik V8 turbo motoru, güç, tork ve tepki süreleri açısından sınıfının en yüksek değerlerini sunarken, devrim niteliğindeki mimarisiyle de standartlara yeni bir boyut getiriyor. 488 GTB’nin 8.000 devirde 670 beygir güç üreten motoru, 7. viteste 760 Nm maksimum tork üretiyor ve 2.000 devirde sadece 0.8 saniyelik muhteşem bir tepki süresiyle farkını ortaya koyuyor. Bu rakamlar, Ferrari 488 GTB’nin 0’dan 200 kilometreye 8.3 saniye gibi inanılmaz bir sürede hızlanmasını ve saatte 330 kilometrenin üzerinde maksimum hıza erişmesini sağlıyor. Ferrari 488 GTB’nin aerodinamik özellikleri de performansına önemli katkı sağlıyor. 1,67’lik aerodinamik verimlilik oranı, Ferrari tarihinde yeni bir rekoru ifade ederken, önceki modele oranla yüzde 50 daha fazla downforce sayesinde sürtünmeyi de önemli ölçüde azaltıyor. Özellikle ön spoyler, alt hava girişleri ve arkada spoyler ile birleşen aktif aerodinamikleri içeren yenilikçi tasarım öğeleri, bu iki önemli performans kriterini elde etmede büyük başarı sağlıyor. Kaynak: http://www.radikal.com.tr/otomotiv/volvodan__abdye_500_milyon_dolar-1336188
Dünyanın en büyük yazılım şirketlerinden biri olan 3DEXPERIENCE şirketi Dassault Systemes, otomotiv ve ulaştırma sektörlerine yönelik sunduğu üç boyutlu teknolojileri Bursa’da düzenlediği bir etkinlikle tanıttı. Dassault Systemes Türkiye Genel Müdürü Burak Süsoy, Bursa’da bir otelde düzenlenen tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Dassault Systemes’in 140 ülkedeki 190 bin müşterisiyle dünyanın en büyük ve önemli yazılım şirketlerinden biri olduğunu belirtti. Süsoy, makine sektöründen tekstile, enerjiden savunmaya ve otomotive kadar 13 ayrı sektöre yönelik çözümler sunduklarını ifade ederek, “Amansız bir rekabetin yaşandığı otomotiv pazarında tasarımdan üretime ve satışa kadar her süreçte teknolojideki son gelişmeleri son derece etkin şekilde kullanılması gerekiyor. Dassault Systemes’in pazar lideri çözümleri otomotiv endüstrisinde otomobillerin tasarımından üretimine ve pazara sunulmasına kadar tüm süreçlerde uzun yıllardır başarıyla kullanılıyor. Günümüzde ise bu çözümler, araçlarda mobiliteyle birlikte yeni sosyal deneyimler yaratmak için üç boyutlu evrenler oluşturuyor” diye konuştu. Şirket olarak kendilerini bir “üç boyutlu deneyimler” şirketi olarak konumladıklarını belirterek, şunları kaydetti: “Müşterilerimize eşsiz deneyimler oluşturmalarında yardımcı olacak çözüm ve araçları geliştiriyor, onların tasarım ve üretim döngülerini en aza indirgiyoruz. Örneğin My Car Experience çözümümüzle üretici firmalar tüm süreçlere son kullanıcıyı da dahil edebiliyor. Üretici; son kullanıcı, bayiler ve müşteri gruplarından ürünün gelişme aşamasında, ürün tasarımı yapılırken ve üretilmeden geri bildirim alabiliyor. Bu esasında Ar-Ge’yi sokaktaki insana kadar taşıyan bir süreçtir. Türkiye’de en fazla Ar-Ge yatırımın yapıldığı sektörlerden birisi otomotiv. Bunu üç boyutlu deneyimleme ile birleştirmek önemli bir katma değer yaratacaktır.” Prof. Dr. Ercan Tezer de “Gelecekte Otomotiv Endüstrisine Bakış” başlıklı konuşmasında sektörün gelecekteki yol haritasıyla ilgili öngörülerini paylaştı. Toplantıya, Dassault Systemes’in üst düzey yöneticilerinin yanı sıra iş ortakları, müşteriler, otomotiv ve ulaştırma sektöründen yöneticiler ve uzmanlar katıldı. Kaynak : http://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/1346204-otomotiv-sektorunde-uc-boyutlu-teknolojilerle-donusum
Sakarya’nın Karasu ilçesine 222 hektarlık alana Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi kuruluyor. Hükümet yerli otomobil konusunda düğmeye bastı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde Sakarya’nın Karasu ilçesine, 222 hektarlık alana Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi kuruluyor. Star’ın haberine göre; bölgede yerli araçların üretimine yönelik yatırımlar başta olmak üzere, elektrikli-hibrit araçların üretimi ve motor gibi katma değeri yüksek parçaların üretimine ilişkin yatırımlara öncelikli olarak yer verilecek. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, OSB’nin kurulması için gerekli fizibilite ve yer seçimi çalışmalarının tamamlandığını belirterek, orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki payının arttırılmasına katkı sağlayacak ‘Karasu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi Projesi’ ile Doğu Marmara Bölgesi’nin otomotiv ve otomotiv yan sanayi sektörlerindeki potansiyelinin değerlendirilmesinin amaçlandığını ifade etti. KATMA DEĞERLİ ÜRETİM GEREKLİ Işık, ayrıca yerli otomobil konusunda da bölgede yerli firmaların çalışmalar yapacağını açıkladı. Yerli üreticinin gelişmesi ve yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesi açısından bu tür bölgelerin önemine dikkat çeken Işık, Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerini gerçekleştirmek için Türk sanayisinin rekabet edebilirliğinin ve verimliliğinin yükseltilerek, dünya ihracatından daha fazla pay alan, ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri teknolojili ürünlerin üretildiği, nitelikli iş gücüne sahip ve aynı zamanda çevreye ve topluma duyarlı sanayi yapısına dönüşümünün hızlandırılması gerektiğini kaydetti. Işık, endüstri bölgeleriyle ülke ekonomisinin gelişmesi ve teknoloji transferinin sağlanması, üretim ve istihdamın artırılması, yatırımların teşvik edilmesinin ve yabancı sermayenin ülkeye girişinin hızlandırılmasının amaçlandığını ifade etti. 2 MİLYAR YATIRIM, 8 BİN KİŞİYE İSTİHDAM Fikri Işık OSB ile ilgili şu bilgileri verdi: “Bölge faaliyete geçtiği zaman yaklaşık 1.5-2 milyar dolarlık yatırım gerçekleşmesi ve 7-8 bin kişilik nitelikli istihdam oluşması beklenmektedir. Harita yapım işinin gerçekleştirilmesi, jeolojik-jeoteknik etüt raporunun hazırlanması, imar planı ve parselasyon planının yapılması, altyapı projelerinin hazırlanması ile ilgili iş ve işlemler tamamlanarak bölgedeki araziler altyapısı tamamlanmış bir şekilde yatırımcılara tahsis edilecek. Bu işlemler için Bakanlık bütçesinden yaklaşık 60 milyon liralık harcama yapılması öngörülüyor.” Kaynak: http://www.ensonhaber.com/karasuda-otomotiv-bolgesi-kuruluyor-2015-04-13.html
New Delhi: The proposed India-EU trade liberalisation pact will not benefit domestic automobile firms and runs counter to the government’s flagship programme ‘Make in India, auto industry body SIAM has said. India should keep the labour intensive sector out of the purview of the free trade agreements particularly the proposed pact with the 28-nation European Union bloc. “FTAs with competing countries do not benefit Indian automobile industry, it is against the concept of ‘Make in India’ for local value addition and local employment and as such completely built units (CBUs) of vehicles and engines should be kept in India’s negative list under India-EU FTA,” Society of Indian Automobile Manufacturers (SIAM) said. Sectors under the negative list of any free trade pact are protected from any kind of duty reduction. The proposed bilateral trade and investment agreement, also known as FTA (free trade agreement), between India and EU, started way back in 2007 but has not yet been concluded due to major differences on sectors including automobiles. “The negative fallout will seriously compromise the interests of our investment, manufacturing, value added and employment at no obvious gain in trade or economic expansion. For automobile industry, India-EU FTA will be counter to our Make in India initiative,” SIAM said in a white paper. The auto industry body said that reduction of tariff on CBUs under India-EU pact will be a complete reversal of the policy of high tariffs to force investment, local manufacturing, local value addition and local employment. “This will jeopardise the entire Automotive Mission Plan 2006-2016 targets since already some manufacturers have started with holding investment because there is no clarity with respect to tariff reduction in this sector,” SIAM said. Arguing that from the proposed pact India will not gain anything but “lose significantly”, SIAM said the duty in the EU is only 10 per cent against India’s import duty rate of 60 to 100 per cent on cars. “Indian cars can already be exported at 10 per cent duty to Europe. Obviously, India will not gain much by further reduction of EU duties for our cars but if Indian duties are reduced by 50 per cent or even more, it will be a substantial reduction in tariff. The gains will clearly be for the EU industry,” SIAM said. In 2013-14, EU exported USD 1.6 billion worth of auto products to India, including USD 170 million worth of CBUs. On the other hand India’s exports to EU stood at USD 1.2 billion worth of car CBU’s, it said. “This makes the trade balance in favour of the EU even without the FTA being operational,” SIAM said. Imports of CBUs from EU increased from 5,000 larger cars in 2009-10 to 11,000 in 2010-11. Imports of completely knocked down (CKDs) increased from 17,000 units in 2009-10 to 22,000 units in 2010-11. “However, during the same period exports of our small cars have declined from almost 3 lakh units in 2009-10 to around 2.25 lakh units in 2010-11,” SIAM said. Exports of cars from India to EU have been declining consistently over the last three years while the EU exports of cars and CKD kits to India have been rising during the same period despite higher duty in India, it added. Source: http://zeenews.india.com/business/news/economy/auto-sector-inclusion-in-india-eu-fta-against-make-in-india_123338.html
Ten years ago this month, MG Rover went bankrupt. The event appeared to symbolize the end of the once proud British auto industry. But in April 2005 no one could have foreseen that: • MG — one of the world’s most cherished sports car brands — would move to China and be recast as a no-frills, entry-level economy brand. After a bumpy start, MG is on the road to success. The brand is launching a sharp-looking small SUV. • Rover’s technology would be shipped to China where it would spawn a knockoff brand, Roewe. Shanghai Automotive Industry Corp. continues to build a version of the BMW-developed Rover 75 flagship, called the Roewe 750. • India’s Tata Motors could succeed where Ford and BMW failed by turning Jaguar and Land Rover into a profit-generating juggernaut with annual sales approaching 500,000 vehicles. • In 2013, Britain would pass France and move into third place behind Germany and Spain in European auto production. MG Rover’s decline was nearly four decades in the making. The company emerged from the industrial mess that was British Leyland. British Leyland came about after a 1968 consolidation that saw the old British Motor Corp., whose brands included Austin, Morris, MG, Jaguar and others merged with Leyland, which controlled Triumph and Rover and Land Rover. At its formation, the company was the world’s sixth largest automaker and owned 40 percent of the British market. But labor strife, badge engineering, poor quality and intense competition gradually weakened the company until it was sold off in pieces. BMW disposed of MG Rover for 10 British pounds in 2000 to a group of investors. The new company never made a profit and folded in 2005. That left tiny Morgan — with annual production of around 1,000 cars per year — as the largest British-owned automaker. But three former Rover brands — Mini, owned by BMW, and Tata’s Jaguar and Land Rover — are global success stories. Britain’s car industry is booming once again. Source: Automotive News
TOKYO — After pitching his company’s PlayStation Vue cloud-based TV service and top-shelf Alpha 7S digital camera, Sony Corp. CEO Kazuo Hirai made a telling, if abrupt, segue. The Japanese consumer electronics giant is targeting a new market, Hirai announced — the mammoth auto industry. “This growing automotive segment has enormous potential,” Hirai told the crowd in January at the International CES in Las Vegas. “We’re aiming to take a leading position.” Names such as Sony, Panasonic and Toshiba were once synonymous with cutting-edge household gadgetry, churning out everything from TVs and computers to fax machines and VCRs. But these days, Japan’s storied electronics companies are struggling in the cutthroat consumer goods market amid cheaper, and often more innovative, rivals from South Korea and China. The trend has pushed the beleaguered blue chips to try reinventing themselves as suppliers to one of the few sectors of Japan Inc. still thriving: the auto business. The payoffs could be handsome because auto sales are on a global upswing and the profit margins can be higher than for old-school consumer goods. The Walkman creator is the latest into the ring, with Hirai’s plan to parlay Sony’s expertise in digital cameras into sensors for advanced automotive safe-ty systems. But other Japanese electronics companies are already there, fighting for a larger slice of auto sales in everything from computer chips to electric vehicle batteries. “It’s a big trend,” said Hiroshi Ataka, manager of Japan component forecasts at IHS Automotive. “A lot of electronics companies are expecting growth from automotive. Their traditional products have become commodity products.” Risky business The gambit is risky. Though companies such as Sony, Toshiba, Hitachi and Panasonic enjoy top-notch brand recognition, they still must pry their way into a tight keiretsu system in Japan and win the trust of automakers in the U.S. and Europe. They also will be battling enormous, well-heeled auto suppliers such as Japan’s Denso Corp. and Germany’s Robert Bosch GmbH, themselves sophisticated electronics companies. And many consumer electronics makers may have to step up their engineering to satisfy the auto industry’s more rigorous durability and safety standards. But there is a push and pull on Japanese electronics companies. They are being pushed from old strongholds by tougher overseas competition. And they are being pulled to automotive by that industry’s surging demand for everything digital. “A lot of electronics companies are expecting growth from automotive. Their traditional products have become commodity products.” Hiroshi Ataka, IHS Automotive “The connection between the consumer electronics business and automotive industry is certainly strengthening,” Hirai said. Sony sees a window in advanced driver assistance systems, the umbrella term for sensor-driven technologies that detect hard-to-spot road obstacles, control auto-braking systems or keep vehicles centered safely in their lanes. The global market for automotive image sensors — such as those used in Sony’s $2,400-plus Alpha 7S camera — will quadruple to 120 million sensors a year in five years, Sony predicts. Sony supplies image sensors for rearview and front-view car cameras. But its auto business is small; a Sony spokesman declined to give a revenue figure. The company aims to begin mass production of its latest automotive image sensor in December. Further expansion of the business is expected as Sony and others develop advanced sensors that can capture objects moving at high speeds up to 80 mph, spokesman Shinichi Tobe said. Hirai wants Sony to “take a leading position in providing advanced sensor technologies to this growing automotive industry.” But his company is hardly alone in going auto. Betting on chips Toshiba Corp. makes a range of microcontrollers, actuators and integrated circuits for automotive use, as well as batteries for hybrid and electric vehicles. In November, it announced plans for a new line of image recognition processors that enable nighttime pedestrian detection and 3-D reconstruction to better pinpoint motionless road obstacles. It targets mass production in December 2016. Semiconductors have long been a Japanese bastion. But electronics companies are shifting to chips for autos partly because margins can be higher. Companies can charge more for the extra evaluation needed for automotive chips. And cheap rivals from China have yet to flood the market for cars. “Everyone is shifting from consumer to automotive,” said Satoru Oyama, an electronics analyst at IHS Global. Toshiba, Japan’s big-gest semiconductor maker, derived 7.1 percent of its global semiconductor revenue from automotive sales in calendar 2013, up from 5.4 percent in 2009, according to Oyama. At Sony, automotive sales accounted for just 0.2 percent of total semiconductor revenue in 2013, but was up from virtually nothing in 2009. Chip specialist Renesas Electronics Corp. has also been on the march. It derived nearly a third of its revenue from automotive in 2013, up from just 23 percent in 2009, according to Oyama. Renesas’ influence on the automotive industry became painfully apparent during the 2011 earthquake and tsunami in Japan. The temblor knocked one of Renesas’ key microcontroller plants offline, torpedoing Japanese auto production for much of the year. Meanwhile, autos accounted for 20.9 percent of total semiconductor sales at Panasonic Corp. in 2013, up from 10.1 percent in 2009, according to Oyama. Panasonic’s plan Panasonic exemplifies the sea change, and the numbers show why. Panasonic’s automotive and industrial division generated the company’s biggest slice of sales and operating profits in the first nine months of the current fiscal year ending March 31. Meanwhile, the segment’s operating profit margin rose to 4.0 percent in the latest quarter, from 3.5 percent the year before. By contrast, the margin at its traditional household appliances division slumped to 2.9 percent, from 3.5 percent a year earlier. Panasonic President Kazuhiro Tsuga wants to boost automotive sales to ¥2.0 trillion ($16.81 billion) in the fiscal year ending March 31, 2019, so that it accounts for 20 percent of the company’s global revenue. That is up from $9.18 billion in the fiscal year ended March 31, 2014, when automotive sales accounted for 15 percent of revenue. Tsuga’s aggressive expansion plan calls for entering the advanced driver assistance systems market, expanding the company’s cockpit system business and becoming the world’s No. 1 battery supplier for electrified green cars. Panasonic already is a leader in power packs for electric and hybrid vehicles thanks to its supply of lithium ion batteries to Tesla Motors Inc. It also supplies lithium ion batteries to Audi, Toyota and Ford and nickel-metal hydride batteries to Honda, Ford, Subaru, Nissan, Volkswagen and PSA Peugeot Citroen. Panasonic expects its automotive battery sales to more than triple to $3.78 billion in the fiscal year ending March 31, 2019, from $1.08 billion in the fiscal year ended March 31, 2014. Panasonic was among the early birds on the auto bandwagon. Its Panasonic Automotive Systems Co. ranks No. 23 on the Automotive News list of the top 100 global suppliers. Among its other products: audio and video equipment, cameras, navigation systems, compressors, motors, monitors, sensors, switches and head-up displays. Another Japanese electronics company that is a giant in autos: Hitachi. Hitachi Automotive Systems ranks No. 20 on the Automotive News list. CEO Kunihiko Ohnuma says he targets double-digit global growth in automotive sales from 2016 to 2020 as the company taps surging demand for auto electronics. Hitachi Automotive aims to leverage the parent company’s core competency in all things digital to boost electronics to 60 percent of global revenue in the year to March 31, 2021. That would be up from about 46 percent in the year to March 31, 2013. Automotive revenue still accounts for just 9 percent of the Hitachi Group’s overall business. But its share has grown steadily from 6 percent in the fiscal year ended March 31, 2010. Hitachi Automotive’s Ohnuma acknowledges tougher competition from Japan’s numerous electronics makers. But the automotive business is not so easy to crack, he warns. Hitachi has been supplying auto parts for 80 years, longer than Sony has been in business. It is also tough for electronics companies to muscle into the Japanese auto industry’s tightknit keiretsu system of vertically integrated auto manufacturers and suppliers. “They may come, surely. But it may take a little more time,” Ohnuma said in an interview. “It is very, very difficult to get confidence from the OEM. They have to trust us. It takes time.” Hitachi, like other aspiring suppliers, is also aggressively courting foreign manufacturers in America and Europe, which are less committed to traditional supplier ties. “The connection between the consumer electronics business and automotive industry is certainly strengthening.” Kazuo Hirai, Sony Corp. CEO Part of the challenge for newcomers is adapting to the auto industry’s long product cycles and exacting safety standards. In consumer electronics, in which a customer’s life rarely hangs in the balance, products turn over every two years and component evaluation time is as short as three months, IHS’s Oyama notes. Longer product cycles and development lead time also translate into daunting, longer payback periods. “Cars are much riskier,” Oyama said. “It takes them [automotive components] four to five years to be evaluated. When can you expect real revenue after shifting to the business?” But the auto industry’s surging demand for computer-driven safety and infotainment systems may open the door for new entrants prepared for a long-term play. Modern cars, for example, are brimming with digital cameras. That means big business for a company such as Sony, the world’s biggest maker of image sensors. Today, a big chunk of its image sensors go into mobile phones and other gadgets with one or two cameras. But cars, by contrast, can have up to seven image sensors, handling everything from backup vision, surround-view parking assist, frontal crash protection and side blind spot detection. “If you bought a car recently, I’m sure that you have also been amazed at the number and also applications of various in-car sensors,” Sony’s Hirai said. “We’re putting our sensors to work also in a new industry.” Source: Automotive News